Haşr Suresi, 7 inci Ayet-i Kerime
 

KADİR GECESİ
                                                                                       
KADR SURESİ

   

Mescid-i Nebevi
Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim.
İnna enzelnahü fi leyleti'l-kadr. Ve ma edrake ma leyletü'l-kadr. Leyletü'l-kadri hayrun min elfi şehr. Tenezzelü'l-melaiketu ve'r-ruhu fiha bi izni rabbihim, min külli emr. Selamun, hiye hatta met'le'i'l-fecr.

Anlamı:
Rahman, Rahim olan Allah'ın adıyla.
Şüphesiz biz, (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh, Rabbi'nin izni ile her iş için o gece iner. O, tan yeri ağırana dek esenliktir.

KADİR GECESİ
             Zaman ve mekanlar, kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir Gecesi, bu bakımdan hiçbir zamana nasip olmayan, beşer tarihinin en önemli hadisesi olan Kur'an-ı Kerim'in nazil olmaya başladığı ve Yüce Allah'ın, hakkında müstakil bir sure (Kadr Suresi) gönderdiği müstesna bir gecedir.
             el-Kuddus, Allah'a ait bir sıfattır. İslam vahyinin zirvesi olan Kur'an, bu sıfatı yalnızca Allah için kullanır. Sözcüğün gramatik yapısı gereği, anlamı hem "özünde mutlak mukaddes olan"a, hem de "kutsal kılma yetkisi yalnızca kendisine ait olan"a tekabül eder.
             Bunun birinci anlamı, Allah dışında kutsayıcı bir otoritenin reddidir. Böyle bir davranış, Allah'a has bir niteliğin başkalarına yakıştırılması anlamına gelen "şirk"e tekabül eder. İkinci anlamı ise, "mutlak dokunulmazlık" manasındaki kutsalın sınırlandırılmasıdır. K-d-s kökünden gelen kelimelerin Kur'an'daki kullanımı üzerine yapılacak kısa bir araştırma, eski vahiylerden Kur'an vahyine gelinceye kadar kutsalın alanının nasıl daraltılıp, en sonunda yalnızca Allah'a has kılındığını açıkça ortaya koyacaktır.
             İslam zaman ve mekan tasavvurunda, mutlak iyi ya da kötü bir zaman yoktur. Zamanın ya da mekanın iyi-kötü olması, insana nisbetledir. İyi kullanılan zaman-mekan, kötü kullanılan zaman-mekan vardır. Farklı bir ifadeyle, uğurlu ve şanslı, ya da uğursuz ve şanssız bir zaman-mekan bulunmamaktadır. Zamanı ve mekanı iyi ya da kötü kılan insanın duruşudur. Hz. Peygamber'in, her "uğurlu" ya da "uğursuz" (tıyera) nitelemesini cahiliyye aklıyla özdeşleştirip reddetmiş olması, bundandır. Çünkü böylesi bir akıl, insanın ruhsal donanımını iflasa götürmekte, manevi güç ve yeteneklerini köreltmektedir.
             Eğer yeryüzünde bizzat kutsal (dokunulmaz) bir mekan olsaydı, bu "Kabe" olurdu. Oysa ki tarihte onlarca kez Kabe'nin doğal afete maruz kaldığını biliyoruz. Konunun otoritesi Ezraki Kabe'nin 60 küsür kez yıkıldığından söz eder. Yemenli Hıristiyan komutan Ebrehe Kabe'ye saldırdığında ilahi bir cezaya çarptırılırken, Kabe'yi mancınıkla yıkıp-yakan Haccac engellenmemiştir. Müşrikler Kabe'nin içerisine tüm şirk sembollerini doldurabilmişlerdir. Kabe'nin başından geçen bu zıt olaylar, kutsalın mahiyeti konusundaki İlahi Takdir (kadir/kader)'i tesbit amacıyla külli bir okumaya tabi tutulmalıdır.
             Eğer zamanlar içerisinde mutlak mukaddes bir zaman olsaydı, bu Kadir Gecesi olurdu. Çünkü, Kur'an vahyi, kendi beyanına göre o gece inmeye başlamıştı. Yine kendisi bu iniş gecesinin bir Ramazan ayına tekabül ettiğini ifade buyurmaktadır. (2.185) Kur'an Kadir Gecesi'ne bir tam sure ayırmıştır. (97. Sure) "Kadir Gecesi", "değer gecesi"dir. Allah tarafından değerli kılınmış bir gecedir (krş. 44.3). Bu değer ayette rakamla ifade edilmiştir: "Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır!"
             Bin ay, yaklaşık seksen üç yıl eder. Bunun anlamı, dolu dolu yaşanmış bir insan ömrü demektir. O halde bu ayet şöyle de okunabilir: "Kadir gecesi bir ömürden daha hayırlıdır!" Kadir Gecesi'ne atfedilen bu değer, bizzat geceden mi kaynaklanmakta, yoksa geceye değerini veren başka bir unsurdan mı? Bu sorunun cevabını birinci ayet açıkça vermektedir. Buna göre, bu muhteşem gece, tüm değerini Kur'an'dan almaktadır. Çünkü Kur'an, bu gecede inmeye başlamıştır. Bir geceyi 30.000 kat daha değerli kılan unsurun geceye/zamana ait olmadığı, bu gecenin sabit bir zamana tekabül etmemesinden de anlaşılır. Zira, üzerinde konuşulan zaman, Kameri takvime ait bir zamandır ve Kameri'yi Şemsi takvimden ayıran en tipik özellik de sabit değil sürekli değişken olmasıdır. Buna göre, Kameri yıl içerisinde kutsal kılınan her tür zaman parçası (Ramazan, Kadir Gecesi, İsra ve Mirac Gecesi gibi) kutsallık ve bereketini, bizzat kendilerinden değil, kendi dışlarındaki bir 'değerden' almaktadırlar. Kur'an'ın ay takvimini zaman belirleme ölçüsü olarak zikredip (10.5), bunu Güneş yılıyla eşitlemek için yapılan bir sahtekarlık olan "nesi" uygulamasının mantığını eleştirmesinin nedeni de bu olsa gerektir. (9.37)
             Kadir Gecesi'ne, 30.000 kat değer getiren unsurun Kur'an olduğu anlaşıldıktan sonra, tüm kutsallık ve bereketin herhangi bir sabit zaman parçasına/geceye değil Kur'an'a izafe edilmesi doğru ve makul olandır. Bunun anlamı da şudur: Ey insan! İndiği zamana dahi 30.000 kat değer yükleyen bir Kitab, indiği kendi halinde bir çöl kasabası sakini olan Abdullah'ın oğlu Muhammed'i 'Alemlere rahmet' olan bir elçi eden, sıradan bir çöl kasabası olan Mekke'yi, 'Kentlerin Anası' olan mübarek ve muhterem belde eden bu vahiy, eğer senin yüreğine, zihnine, hayatına ve dünyana da inerse, sana bir gecesi bir ömür kadar bereketli bir hayat bahşeder, senin duygu, düşünce ve eylem potansiyelini binlerce kat artırır!
             Ashabtan bazı kimseler rüyalarında Kadir Gecesi'nin Ramazan'ın son yedi gününde olduğunu görüp bunu Rasul'e haber verince, Rasulullah "Görüyorum ki rüyalarınız Ramazan'ın son yedi gecesi hakkında birbirini tutuyor. Artık kim Kadir Gecesi'ni arayacaksa onu Ramazan'ın son yedisinde arasın" (Buhari ve Müslim) buyuracaktır. Yüzyıllardır Müslüman geleneği, rivayetlerin de katkısıyla, Ramazan'ın 27. gecesini Kadir Gecesi niyetine ihya etmekte, yüz milyonların yanık yürekleri Rablerinin rahmet ve şefkat pınarına binbir umutla kurumuş dudaklarını dayamaktadır.
             Bu sembolik kutlamada tek yürek olmuş yüz milyonların biricik arzusu şu muştuya nail olmaktır: "O gece boyunca melekler, Rablerinin izniyle (ölü canlara) hayat taşımak için bölük bölük inerler; her çeşit barış, huzur, saadet ve güven taşırlar...ta şafak sökünceye dek!.." (97.4-5)
             Çünkü, vahyin taşıdığı barış, huzur, saadet, güvenlik ve özgürlük (selam) tek çeşit değildir; duygu, düşünce ve eylem olarak bireyin tüm hayatını kapsar. Sadece bireysel değil toplumsal barış, huzur, saadet ve güvenin de tesisi fıtratla aynı kaynağa ait olan vahyin diriltici soluğuna (ruh) muhatap olmakla gerçekleşir.
             Bu surenin inişi hakkında değişik rivayetler vardır. Bunlardan biri şöyledir:
             Bir kere Rasulüllah (s.a.s) Ashab-ı Kirama İsrailoğullarından birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihad ettiğini bildirmişti. Ashabın buna hayret etmeleri üzerine Cenabı Hak bu Kadir suresini indirmiştir (Tecrid-Sarih Tercemesi, VI, 313).

Bu geceye Kadir gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü:
a) Kur'an-ı Kerim bu gecede inmeye başlamıştır.
b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha faziletlidir.
c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Teala'nın ezeli kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (T.Sarih Tercemesi, VI, 312).
d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner.
e) Bu gece tanyerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır. Yeryüzüne inen melekler uğradıkları her mü'mine selam verirler.

             Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber genellikle Ramazan'ın yirmi yedinci gecesinde olduğu tercih edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) bunun kesinlikle hangi gece olduğunu belirtmemiş, ancak; "Siz Kadir gecesini Ramazan'ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız" (Buhari, Leyletü'l-Kadir, 3; Müslim, Sıyam, 216) buyurmuştur.
             Zir b. Hubeyş diyor ki, Übey b. Ka'b'a sordum: Kardeşin Abdullah b. Mes'ud: "Yıl boyunca ibadet eden Kadir gecesine isabet eder" diyor, dedim.
             Übey b. Ka'b dedi ki: "Allah İbn Mes'ud'a rahmet eylesin. O, insanların Kadir gecesine güvenmemelerini istemiştir. Yoksa Kadir gecesinin, Ramazanda, Ramazanın da son on günü içerisinde yirmi yedinci gecesinde olduğunu biliyordu" dedi.
             "- Bunu neye dayanarak söylüyorsun, Ey Ebü'l-Münzir (Übey b. Ka'b'ın lakabı)" dedim. Übey;
             "- Ben bunu Rasulüllah (s.a.s)'in bize haber vermiş olduğu alametle söylüyorum ki, o da, "o gün güneş şuasız olarak doğar" dedi (Müslim, Sıyam, 220).

             Tek tanrıya inanan Museviler gibi, Hıristiyanlar gibi, Müslümanlar gibi üç dinin de kitaplarına baktığımız zaman, bu kitaplarda, kitabın ne zaman inzal olunduğu, yani indirildiği ve hangi tarihten beri yaşadığına dair bir kayıt görmüyoruz. Aksine, ilk kitap olan Tevrat 'ın, Babil yağmalanması ve arkasından Roma'nın Titus tarafından yakılıp yıkılması sonunda, mabedlerdeki bütün parşömenlerinin götürüldüğü ve yakıldığı biliniyor. Böylece Tevrat'ın asli nüshası kayboluyor. Milat'tan sonra bir araya gelen hahamlar, ezberlerinden bir Tevrat metni yazıyorlar. Tevrat'ın bugün ilk beş kitapında şüphe az. Fakat diğerleri, sonraki haham ve din adamlarının yazdıkları metinlerdir.
             Halbuki, 1418 sene evvel nazil olduğuna dair bu ayetle beraber 1418 seneden beri hiçbir kelimesi değişmeden, Kur'an-ı Kerim ezberde yaşıyor, yazıda yaşıyor.. Ve insanlar bu hükümleri anlamak için uğraşıyorlar, her tefsir bir başka mana veriyor.
             İslam Dünyası'nda Kadir Gecesi mübarek bir gece olarak telakki edilmiştir. Sebebi; evvela bütün bir aleme, nizama, insanlığa sulh-sükun, hoşgörü, sevgi, akıl ve aklın içinde hareket etmeyi emreden bir dinin kitabının başlangıcıdır. O yüzden bütün İslam Dünyası bugün Allah'a daha fazla dua ederek, kendi günahlarının affını ve daha umutlu günleri Allah'dan diliyorlar. Camilerimiz teravih namazından sonra sabaha kadar doluyor, ziyaretler yapılıyor, velhasıl Kadir Günü, otuz günlük ramazan ayı içinde müstesna bir gün olarak yaşanıyor.
             Zaman ve mekanlar, kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir gecesi bu bakımdan hiçbir geceye nasip olmayan bir olayın meydana geldiği gecedir. Çünkü bu gecede kadri yüce bir kitap olan, Allah Teala'nın insanlığa gönderdiği son mesaj Kur'an-ı Kerim, inmeye başlamıştır.
             İslam kaynaklarında belirtildiğine göre Allah Teala bir takım hikmetlere dayanarak Kadir gecesini ve onun dışında daha bazı şeyleri de gizli tutmuştur. Bunlar:
             Cuma günü içerisinde duanın kabul olacağı saat; beş vakit içerisinde Salat-ı vusta; ilahi isimler içerisinde İsm-i Azam; bütün taatlar ve ibadetler içerisinde rızay-ı ilahi; zaman içerisinde kıyamet ve hayat içerisinde ölümdür. Bunların gizli tutulmasından maksat mü'minlerin uyanık, dikkatli ve devamlı Allah'a ibadet ve taat içerisinde olmalar]. sağlamaktır. Mü'minler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatle değerlendirmelidir.

Kadir Gecesinde Neler Yapılabilir ?:
             Kadir gecesine mahsus bir ibadet yoktur. Geceye en büyük hususiyeti veren Kur'an-ı Kerim'i okuyarak, tevbe ve istiğfar ederek, dua ve niyazda bulunarak, kaza ve nafile namazı kılarak mübarek gecenin ihyasına çalışılır.
             Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kazası yoksa nafile kılar.
             Süfyan-ı Sevri: "Kadir gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur'an okuyup sonra dua etmek daha güzeldir." (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313) demiştir.
             Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur. Bu önemli anı yakalamak için gecenin bütününü tevbe ve istiğfar ile geçirmek gerekir. Bu da kişinin imanını tazeler. Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyenler en azından teravihten sonra bir miktar oturup dua etmelidirler.
             Ramazan Ayı'nın manevi ikliminde bir ay süren feyizli ve yoğun ibadet disiplininin, ruhumuz üzerindeki tesirlerini yakından hissedebilmek, yeni manevi hamlelere ve nefsi mücadelelere hazırlanmak için, bu gece büyük bir fırsattır. Bu nedenle manen bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen, dolayısıyla, yaklaşık bir insan ömrüne bedel olan bu geceden gerektiği şekilde istifade edebilmek için; geçmiş hata, kusur ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak bunları bir daha işlememeye söz vermeli, söz ve fiillerimizin Kur'an ve Sünnet'e uygun olup olmadığının muhasebesini yapmalı, varsa eksiklerimizi telafi etmeli ve bu geceyi yepyeni bir hayatın başlangıcı saymalıyız. Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hakim kılmalıyız. Yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların bükük boyunlarını doğrultmalı, onların kırık kalplerini onarmalı, ellerinden tutup topluma kazandırmalıyız.
             Ebu Hüreyre (r.a)'ın rivayet etmiş olduğu hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
             "Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır" (Buhari, Kadir, 1).
             Hz. Aişe validemiz Peygamber Efendimize: "Kadir gecesini idrak edersem ne yapayım ?" diye sorduğunda:
             Peygamberimiz:
KADİR GECESİ YAPILACAK DUA

"Allahumme inneke afuvvun kerimun tuhibbul afve fa'fu anni."
"Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni de affeyle", diye dua et, buyurmuşlardır.
(Tirmizi Daavat: 12)

Derleyen: sunnahhadith@yahoo.com

Kaynaklar:
1) Mehmet Nuri YILMAZ Diyanet İşleri Başkanı
2) Mustafa İslamoğlu
3) www.sevde.de/MubGeceler/KadirGecesi.htm Haseki Eğitim Merkezi Müdürü Dr.Durak PUSMAZ
4) www.cagri.f2s.com/309.htm
5) www.bilimveteknoloji.com/dinveinanclar/sure_dua/kadr_suresi.htm
6) www.aydinbolak.com/Hayat_Ogr/Kadir_Gunu_ve_Gecesi.htm
7) www.kubacami.org/hutbeler/2000/22_12_2000.htm




© 1999-2001 SunnahHadith Home Page. Bütün hakları saklıdır. 1024x768 - I.E 4.x +